Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, icra hukukunda “Müzekkere” (İİK m.78) ile “Haciz İhbarnamesi” (İİK m.89) arasındaki hayati farkı belirleyen emsal bir karara imza attı. Kurul; borçlunun üçüncü kişilerdeki (örneğin vergi dairesindeki) henüz doğmamış, “müstakbel” alacaklarının standart haciz müzekkeresi ile haczedilemeyeceğine, “doğacak alacaklar” ibaresi yazılsa dahi bunun sonuç doğurmayacağına hükmetti.
İcra ve İflas Hukuku uygulamasında alacaklıların sıklıkla başvurduğu “kurumlara haciz yazısı yazma” yönteminde yapılan usul hatası, sıra cetvelindeki önceliği yaktı. Yargıtay HGK, 01.10.2025 tarihli kararıyla, beklenen (müstakbel) alacakların haczi için İİK 89. madde prosedürünün zorunlu olduğunu vurguladı.
Somut uyuşmazlıkta, bir alacaklı borçlunun vergi dairesinden alacağı KDV iadeleri üzerine haciz koymak istedi. İcra dosyası üzerinden Vergi Dairesine İİK’nın 78. maddesi kapsamında standart bir haciz müzekkeresi gönderildi. Yazıda “borçlunun doğmuş ve doğacak tüm istihkak ve KDV iadesi alacaklarına haciz konulması” talep edildi.
Ancak müzekkerenin kuruma ulaştığı tarihte borçlunun henüz tahakkuk etmiş bir KDV iadesi alacağı bulunmuyordu. Alacak daha sonraki bir tarihte doğdu. Sıra cetveli yapılırken, bu alacaklı “Benim haciz tarihim eski” diyerek parayı almak istedi ancak diğer alacaklılar duruma itiraz etti.
Dosyayı inceleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2025/590 K.), yerel mahkemenin kararını bozarak şu teknik ayrıma dikkat çekti:
Kararın en çarpıcı noktası ise icra müdürlüklerindeki yaygın uygulamaya yönelik oldu. Yüksek Mahkeme; müzekkereye “doğacak alacaklar” ibaresinin yazılmasının hukuki niteliği değiştirmeyeceğini belirtti. Müzekkere tebliğ edildiğinde ortada bir alacak yoksa haciz işlemi gerçekleşmemiş sayılır; müzekkerenin etkisi o an ile sınırlıdır ve geleceğe yürümez.
Olayda KDV iadesi alacağı, haciz müzekkeresi tebliğ edildikten sonra doğduğu için, müzekkere ile konulan haciz geçersiz sayıldı. İİK 89 prosedürünü işletmeyen alacaklı, “Haczi ben daha önce koydum” iddiasını kaybederek sıra cetvelindeki yerini yitirdi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) son kararı ışığında, uygulamada en çok karıştırılan iki kurumun (Haciz Müzekkeresi vs. Haciz İhbarnamesi) teknik karşılaştırmasını ve sıra cetveline itiraz yollarını aşağıda detaylıca hazırladım.
HGK kararında da belirtildiği üzere, bu iki işlem aynı sonucu hedeflese de (üçüncü kişi elindeki malı/parayı haczetmek), hukuki nitelikleri ve sonuçları tamamen farklıdır.
| Karşılaştırma Kriteri | Haciz Müzekkeresi (İİK m.78) | Haciz İhbarnamesi (İİK m.89) |
| Hukuki Dayanak | İİK Madde 78 ve 88 (Menkul Haczi Hükmündedir). | İİK Madde 89 (Üçüncü Şahıslardaki Alacak Haczi). |
| Müstakbel (Doğacak) Alacaklar | Kapsamaz. Sadece müzekkerenin tebliğ edildiği “o an” mevcut olan parayı yakalar. Geleceğe yürümez. | Kapsar. Borçlu ile 3. kişi arasında süregelen bir hukuki ilişki (kira, cari hesap vb.) varsa, doğacak alacaklar da haczedilir. |
| Üçüncü Kişinin Sorumluluğu | Üçüncü kişi cevap vermezse veya “borç yok” derse süreç tıkanır. Borçlu sayılmaz, zimmetinde sayılmaz. | Üçüncü kişi 7 gün içinde itiraz etmezse borç zimmetinde sayılır ve parayı ödemek zorunda kalır. |
| Prosedür | Genellikle tek bir yazı (müzekkere) ile işlem yapılır. | 3 aşamalı bir prosedürdür (1., 2. ve 3. Haciz İhbarnamesi). |
| Cevap Vermeme Sonucu | İİK m.367 uyarınca sadece disiplin/cezai sorumluluk doğabilir (gerçeğe aykırı beyan vb.) ancak borcu ödeme yükümlülüğü doğmaz. | Süresinde itiraz edilmezse, borç 3. kişinin kendi borcu haline gelir ve ona cebri icra uygulanır. |
| Uygulama Alanı Örneği | Banka hesabındaki mevcut bakiye, fiili olarak depoda duran mal. | Müteahhidin hak edişleri, kira gelirleri, cari hesap alacakları, maaşlar*. |
*Not: Maaş hacizleri İİK 355. maddeye göre yazılsa da niteliği gereği işleyecek ayları kapsadığından İİK 89 mantığına benzer sürekli bir kesinti yaratır; ancak teknik olarak İİK 89 prosedürü (1-2-3 ihbarname) uygulanmaz.
Hacizler konuldu, paralar tahsil edildi ancak para tüm alacaklılara yetmediği için İcra Müdürü bir Sıra Cetveli yaptı. Bu cetvele karşı başvurulacak iki temel yol ve süreleri şunlardır:
Alacaklı, kendi sırasına, diğer alacaklının sırasına veya hukuksal nitelendirmeye (örneğin; “bu alacak imtiyazlı değildir”, “ilk haciz benimdir”) itiraz ediyorsa bu yola başvurur.
Alacaklı, listedeki diğer bir alacaklının alacağının gerçekte olmadığını, muvazaalı (danışıklı) olduğunu veya miktarının şişirildiğini iddia ediyorsa bu yola başvurur.
Özetle:
Kararın Özeti:
Haciz ihbarnamesi ile borçlunun borçlusu konumundaki üçüncü kişinin elinde o anda bulunan mal, alacak ve diğer hakların haczedilmesi mümkün olduğu gibi, borcun tamamen ödenmesine kadar geçecek sürede üçüncü kişi nezdinde oluşacak alacakların da haczine olanak tanınmıştır, ancak üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczedilmesine ilişkin İİK’nın 89. maddesinde düzenlenen yola başvurulmadan İİK’nın 78. maddesi kapsamına haciz müzekkeresiyle konulan haciz aynı Kanun’un 88. maddesi kapsamında menkul haczi olarak nitelendirilebilir ve ancak mevcut bir hak ve alacak üzerine konulabilir. Haciz müzekkeresinin tebliğinden sonraki bir tarihte alacağın üçüncü kişide bulunmasının önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle üçüncü kişi nezdindeki müstakbel (beklenen ya da doğacak) alacakların İİK’nın 78. maddesi kapsamında haciz müzekkeresi yazılması suretiyle haczi mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; borçlunun üçüncü kişideki doğması muhtemel alacağı olan KDV iadesi alacağına, şikâyet olunan ve bedelin tamamının sıra cetvelinde isabet ettiği anlaşılan H. K.’nun alacaklı olduğu icra dosyalarında İİK’nın 89. maddesine göre haciz müzekkeresi gönderilmediği, “…doğmuş, doğacak tüm istihkak bedellerine, tüm hak ediş bedellerine, alacağı tüm KDV iadesi bedellerine…” ibaresinin yazılmasının yeterli olmadığı, gönderilen yazının İİK’nın 78. maddesi kapsamında haciz müzekkeresi olduğu, söz konusu haciz müzekkeresi de İİK’nın 88. maddesi uyarınca menkul haczi olarak nitelendirildiğinde ancak mevcut bir alacak geçerli olacağı, üçüncü kişi nezdinde doğacak müstakbel alacak için sonuç doğurmayacağı, borçlunun KDV iadesi alacağının, şikâyet olunanın alacaklı olduğu icra dosyalarından İİK’nın 78. maddesine göre yazılan haciz müzekkeresinden sonra doğduğu, bu durumda şikâyet olunan tarafından İİK’nın 89. maddesi uyarınca usulüne uygun haciz konulduğundan söz edilemeyeceğinden sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken talebin reddedilmesi yerinde değildir. (Yargıtay HGK T:01.10.2025, E:2024/6-437, K:2025/590)