İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), hacze gidilen adreste üçüncü bir şahsın bulunması ve “işyeri bana ait” diyerek istihkak iddiasında bulunması halinde dahi, icra memurunun çekmece ve dolaplarda “evrak araştırması” yapabileceğine hükmetti. Yargıtay tarafından onanan bu karar, mal kaçırmak için üçüncü şahısları paravan olarak kullanan borçlulara karşı alacaklının elini güçlendirdi.
İcra hukukunda sıklıkla yaşanan “borçlunun adresi mi, üçüncü kişinin adresi mi?” tartışmasında, ibreyi alacaklı lehine çeviren emsal bir karar çıktı. Yerel mahkemenin, üçüncü kişinin haklarını korumak adına iptal ettiği “evrak arama işlemi”, üst mahkemelerce hukuka uygun bulundu.
Olayda alacaklı vekili, borçlunun olduğunu düşündüğü bir adrese hacze gitti. Ancak adreste borçlu değil, üçüncü bir şahıs/şirket bulunuyordu. Üçüncü kişi, “Borçlu ile alakamız yok, burası bizim” diyerek hacze itiraz etti (istihkak iddiası).
Alacaklı vekili ise borçlunun o adreste faaliyet gösterdiğini ispatlayabilmek için icra memurundan kapalı yerlerin açılarak evrak araştırması yapılmasını istedi. İcra memuru talebi kabul edip arama yapınca, üçüncü kişi soluğu İcra Mahkemesi’nde aldı.
İlk Derece Mahkemesi; haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olmadığını ve borçlunun orada bulunmadığını belirterek, üçüncü kişinin şikayetini kabul etti ve evrak arama işlemini iptal etti.
Kararı inceleyen İstanbul BAM 20. Hukuk Dairesi (2025/941 K.), yerel mahkemenin “aşırı korumacı” yaklaşımını hatalı buldu. Mahkeme, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 80. maddesine atıf yaparak şu gerekçeyi sundu:
“İcra müdürü, talep üzerine gerektiğinde kilitli yerlerin açtırılması suretiyle haciz işlemini yapmak zorundadır. İcra müdürüne bu konuda ‘yapmam’ deme takdir yetkisi tanınmamıştır.”
Mahkeme, üçüncü kişinin “Burası benim” demesinin süreci durdurmayacağını vurguladı. Karara göre; o adresin gerçekten üçüncü kişiye mi yoksa borçluya mı ait olduğunun anlaşılabilmesi, ancak yapılacak evrak araştırması ile mümkündür. İcra memurunun İİK 96 (istihkak) veya İİK 99 prosedürünü uygulayabilmesi için bu araştırmayı yapması zorunludur.
İstanbul BAM’ın “Evrak araştırması usul ve yasaya aykırı değildir” şeklindeki kararı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 23.09.2025 tarihinde onanarak kesinleşti.
Bu karar, uygulamada şu anlama geliyor:
Haczedilen bir mal üzerinde, borçlu dışındaki bir kişinin (3. şahıs) “Bu mal benimdir” veya “Benim bu mal üzerinde rehin/intifa hakkım vardır” diyerek hak iddia etmesine istihkak iddiası denir.
Hangi prosedürün (İİK 96 mı, İİK 99 mu?) uygulanacağını belirleyen tek ve en önemli kriter, malın haciz anında kimin elinde (zilyetliğinde) bulunduğudur.
Eğer haczedilen mal;
Uygulanacak Prosedür:
Eğer haczedilen mal;
Uygulanacak Prosedür:
| Kriter | İİK m.96-97 (Borçlu Zilyetliği) | İİK m.99 (3. Kişi Zilyetliği) |
| Zilyet Kim? | Borçlu veya Borçlu+3. Kişi | Sadece 3. Kişi |
| Muhafaza Tedbiri | Yapılabilir (Masraf depo edilip, nakliye, hamal ve yediemin temin edilirse). | İstihkak iddiasında bulunulup yedieminlik kabul edilirse yapılamaz (Mal 3. kişide kalır). |
| İspat Yükü | 3. Kişi malın kendisine ait olduğunu ispatlamalıdır. | Alacaklı malın borçluya ait olduğunu ispatlamalıdır. |
| Dava Açacak Taraf | 3. Şahıs (İstihkak Davası) | Alacaklı (İstihkak Davası) |
| Süre | 7 Gün | 7 Gün |
| Karine | Mülkiyet karinesi borçlu lehinedir. | Mülkiyet karinesi 3. kişi lehinedir. |
KARAR ÖZETİ İSE ŞÖYLE
Üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunda; alacaklının haciz işlemi sırasında kapalı yerlerin açılarak evrak araştırılması yapılmasını talep ettiğini ve icra memurunun talebi kabul ettiğini ileri sürerek evrak araştırması isteminin kabulüne dair karar ve evrak araştırma işleminin iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesince haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmadığı, haciz sırasında borçlunun hazır olmadığı ve 3. kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu, böylece İİK’nın 80. Maddesindeki yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verildiği, alacaklının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmektedir.
İstinaf incelemesi HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re’sen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
İİK’nın 80. ve müteakip maddeleri uyarınca; icra müdürü, borçlunun gösterilen adresinde talep üzerine gerektiğinde kilitli yerlerin (ev ya da işyeri kapısı) çilingir vasıtasıyla açtırılması suretiyle haciz işlemini yapmak zorundadır. Bir başka anlatımla, anılan yasal düzenlemelerde, icra müdürüne, alacaklının haciz isteminin yerine getirilmesi konusunda takdir yetkisi tanınmamıştır. Bu durumda, haciz yapılan yerde 3. kişi bulunduğu ve istihkak iddia edildiği takdirde, icra müdürü tarafından beyanları zapta geçirilip, İİK’nin 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekir.
Somut olayda, icra müdürünün gösterilen adreste haciz işlemini gerçekleştirdiği ve talep üzerine evrak araştırması yaptığı görülmektedir. İİK’nin 80. maddesi borçluyu hedef almakta olup, yapılan işlemler borçlu hakkında gerçekleştirilmiştir. Eğer 3. kişi haciz yapılan yerin borçluya ait olmadığı iddiasında ise icra müdürü tarafından beyanları zapta geçirilerek, İİK’nin 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekmektedir. İcra müdürünce İİK’nin 96. ve 99. maddelerine göre işlem yapılıp yapılmayacağı hususu ancak evrak araştırması sonucunda netleşmektedir. Gerek İİK’nin 96. ve 99. maddeleri şikayeti ve gerekse istihkak iddiası ayrı dava konusu olduğundan hali hazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılması usul ve yasaya aykırı değildir ( Yargıtay 12 HD 23/12/2020 2020/4210 esas 2020/11240 karar).
O halde, İlk Derece Mahkemesince, şikayet reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin kabulüne dair karar verilmesi isabetsizdir. (İstanbul BAM 20. HD. T:26.03.2025, E:2023/4292, K:2025/941, Onama Yargıtay 12. HD. T:23.09.2025, E:2025/3606, K:2025/5530)